FERRASİ’Nİ SATAN TÜRK

Yiyeceklerini pişirmeden “çiğ” yiyenlerin sayısı dünyada her geçen gün artıyor. Ferrasi’ni satan Türk olarak basına yansıyan Ersin Pamuksüzer de bunlardan biri.

“Çiğ beslenmek” son yıllarda yurt dışında giderek yaygınlaşan bir beslenme şekli. Yiyecekleri pişirmeden tüketiyorlar. 2 bin yıllık geçmişe sahip bu yöntem, Amerikalı bir doktorun pişirilmemiş, işlem görmemiş, canlı gıdalar tüketerek meme kanserini yenmesiyle son yıllarda dikkat çekti. Canlı gıdalar içerdikleri enzimler, su, mineraller ve enerji sayesinde insan bedeninin fonksiyonlarını maksimum düzeye çıkarıyor.Çiğ beslenenler meyve sebzelerin besin değerini kaybetmek istemiyor. Bu beslenme yöntemi ile kendilerini daha enerjik hatta daha genç hissettiklerini söylüyorlar. Pek çok bilimsel araştırma besinleri yoğunluklu olarak çiğ tüketmenin insan sağlığına olan katkısını da destekliyor. Bu yöntemi Türkiye’de de uygulayanlar var. Ersin Pamuksüzer, bunlardan biri. İş hayatında hızlı ve aşırı yoğun tempolu bir 20 yıl geçirdi. Büyük şirketlerin yönetim kurulu üyesi ve yöneticisi olarak görev aldı. Sonrasında tüm bunları bir kenara bırakıp farklı bir yaşamı seçti. Bu durum basında “Ferrasini satan Türk” olarak yankı buldu. Pamuksüzer iş hayatıyla dolu o yılların sonunda geldiği noktayı şöyle anlatıyor: “Ben yaşarmış gibi yaşadığımı 40’lı yaşlarımın ortalarına doğru farkettim. Bu farkındalıkla dünyanın çeşitli ülkelerinde farklı yaşam tarzlarını süren çeşitli gruplarla birlikte oldum. Her ne kadar doğaya dönmek istesek de sonuçta hepimiz modern yaşamın bir parçasıyız. Birçoğumuzu sosyal statüleri bu ortamı terk edip doğada yaşamaya imkan vermiyor. Ama bu bizim tamamıyla doğadan kopmamız için bir sebep değil. “ Pamuksüzer için doğadan kopmadan yaşamanın bir yolu da “çiğ beslenmek”… Pamuksüzer, sorularımızı yanıtladı.

– Çiğ beslenmenin faydaları neler?
Yaşayan yiyecekler ile vücudu donatmak. Beslenmenin asıl nedeni, keyif almaktan daha çok vücudun yeniden yaratılmasına malzeme teminidir. Vücudumuzda sürekli milyarlarca hücre üretilmektedir. Bunların kalitesi dolayısıyla doğrudan yediklerimiz içtiklerimiz ile ilintilidir .
– Yiyecekleri pişirince neleri kaybediyoruz?
48 derece civarında yaşamın ana taşları olan enzimleri ve amionasitleri, 90 derecelerde vitaminleri kaybediyoruz, pişmiş yemekte orjinalinde varsa yalnız mineraller kalıyor.
– Çiğ beslenmenin hem bir detoks etkisi yarattığı hem de enerjiyi arttırdığı söyleniyor. Doğru mu?
Neyle beslendiğinize bağlık. Filizler ile vaya koyu yeşillerde bu etkiyi gorebiliyorsunuzu.

– Siz ilk kez ne zaman bu yontemle tanıştınız? Nasıl uyguluyorsunuz?
2002’de bir detoks sırasında Taylan da tanıştım çiğ beslenme ile. Benim kendime göre bir oranım var. % 70-80 çiğ, % 20-30 pişmiş gibi. Bunun için gün boyunca çiğ besleniyorum, meyve suları, meyva vb… Akşam yemeğinde ise pişmiş sebzeler de yer alıyor.
– Çiğ beslenmenin kolaylıkları da var, zorlukları da… Bu süreçte neler yaşanıyor, sizce kolaylıkları ve zorlukları neler?
Valla yaşanan tek zorluk alışkanlıklarımızdan dolayı beynimizin yönlendirmeleri. Gerçek olmayan taleplerin beyin tarafından gelmesi. Örneğin karnınız tok iken bir şeyi canınızın çekmesi veya saati geldi diye masaya oturmak gibi şeyler.
– Çiğ beslenirken nelere dikkat etmek gerekir?
Dengeli beslenmeye dikkat etmelidir, besin değeri yüksek şeyleri önceklik tüketmelidir. Örneğin ıspanak veya karalahana besin değeri çok yüksek yiyecekler. Bunların çam fıstığı gibi gene çok zengin besin değerli bir malzeme ile salataya dönüşmesi çok besleyici olur.
– İlk basta kulağa uygulaması zor bir yöntem olarak geliyor, gerçekte öyle mi?
Çok kolay aslında. Bütün zorluk zihinsel kilitlenmelerde. Eğer ciddi bir irade ile ilk 21 günü atlatırsanız artık sizi yoracak bir şey kalmıyor. Ayrıca ben yüzde yüz çiğ beslenmeyi savunan bir insan değilim. %70 çiğ, %20 pişmiş vegan %10 da serbest çok düzgün bir çözümdür.
-Çiğ beslenmeye geçmenin zor olduğunu düşünenler için önerileriniz neler, mesela yemek yerken ciğ yediklerimizin pişmis olanlara göre oranının fazla olması, salata gibi ciğ bir besinle yemeye başlamak gibi basit yöntemler işe yarayabilir mi? Bu konuda küçük adımlarla işe başlamak isteyenlere önerileriniz neler olur?
Sevdikleri şeylerden oluşan çiğ bir menü ile başlayıp yanında pişmiş, vegan takviyesi alabilirler. Yavaş yavaş yeni kalelmleri ilave edebilirler. Ben ıspanak salatası ile başladım, roka avokado da çok etkileyici oluyordu.
– Beslenme alışkanlıklarını değiştirmek pek kolay olmuyor çoğu zaman. Sizin bu süreçte önerileriniz neler olabilir?
En önemli önerim, tıkınmaktan beslenmeye geçmek. Yani yediğimiz şey ile bir ilintimizin olması. Bize yararlı olduğu hakkında, tadı hakkında, miktarı hakkında vb… En kolay ilişki de yediklerimizi çiğneyerek, özellikle gözümüzü kapatıp çiğneme yolu ile sağlanıyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir